<center>Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin</center><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>PDR Servisi - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.pdrservisi.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster></webMaster><copyright>Sitemizin içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden sitemiz sorumlu tutulamaz</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Çocuklarda Okul Korkusu</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=73</link><description>Yeni bir eğitim-öğretim yılının açılmasına az bir zaman kaldı tabiyki okul açılışlarında çocuklarda en çok gözlemlenen bir durumda okul korkusu. Özellikle ilkokula başlayan çocuklarda okul korkusu ve hiperaktivite bozukluğu görülebilmekte. Halk arasında bilinen şekliyle Okul Korkusu aslında tıbbi adıyla Ayrılık Kaygısı olan çocuklar anneye bağımlıdır. Bu çocukları anneden ayırarak sınıfa almak oldukça zordur. Çocuk direnir, annesine yapışır, ağlar, annesinin de yanında kalmasını ister. Böyle bir durum uzun sürerse, aileye bir uzmana başvurmalarını öneriyoruz. Tedavi geciktirilirse çocukların kaygısı artabilmekte Buna bağlı olarak da çocuk ve aile için sorunlar artmakta, uygun tutumların geliştirilmesi daha uzun zaman almaktadır. OKUL FOBISININ BELIRTILERI Okul fobisi en çok eylül, ekim aylarında ve okulun ikinci yarı dönemi başlamadan önce kendini göstermekte olup en çok ilköğretim öğrencilerinde görülen okul fobisinin tipik belirtileri şöyledir: Çocuk 'okul' kelimesini duyunca atağa g...</description><author>admin</author><category>Okunma: 85</category><pubDate>30.08.2010 23:13:04</pubDate></item><item><title>Çocuk Eğitirken Sorulması Gereken 2 Soru</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=71</link><description>Çocuk eğitirken şu iki soruyu hep zihninizin bir köşesinde tutun. Neye ihtiyacı var? Ne kadar ihtiyacı var? Ben çocuğum küçük bir çocuk. Beş yaşındaki bir çocuk. Sizler beni güzel bir şekilde yetiştirmek istiyorsunuz. İyi niyetinizi anlıyorum ve bunun için teşekkür ediyorum. Ancak bazı yanlış davranışlarınız, sizin iyi niyetinizi gölgeliyor. Önünüzde büyükçe bir saksının bulunduğunu düşünün. Kocaman bir saksı, içinde renkli bir çiçek yeşermiş olsun. Bu saksının yanında bir sürahi de su bulunsun. Bu sürahiden bir bardak su alıp saksıya boşaltalım. Sonra bir bardak daha, bir bardak daha. Sanırım bu büyük saksı, sürahideki tüm suyu alabilir. Bu suyu alabilecek kapasitesi vardır çünkü. Ancak saksıdaki çiçeğin bu bir sürahi suya ihtiyacı var mıdır? Diyelim ki evinizde bir akvaryum var. İçinde de iki tane güzel balık. Elinizde yem olsun. Balıklarınıza yem verdikçe onlar yemi yiyecektir değil mi? Kavanozdaki tüm yemi balıklarınıza verecek olursanız balıklarınız verilen yemlerin hepsini yemek ...</description><author>admin</author><category>Okunma: 31</category><pubDate>30.08.2010 02:19:48</pubDate></item><item><title>Anne, babam bugün de mi yok</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=70</link><description>Çok değil, bundan bir iki nesil önceki baba profili bugünkü babalar arasındaki farkı siz de hissediyorsunuz değil mi?Değil mi, dünkü babalar ile bugünkü babalar arasındaki fark, siyah ile beyaz arasındaki fark kadar dikkat çekiyor… Biri “klasik” baba, diğeri “modern(!)” baba… biri “baba gibi baba”, diğeri “arkadaş gibi baba”… biri evde “otorite” temsilcisi, diğeri “eşitlik” yanlısı… biri “ben senin ölene kadar babanım” babası, diğeri “hayatını kurtar da başka bir şey istemiyorum” babası…Düşünsenize bir iki nesil önceki babaları, yürüyüşleri bile heybetli idi, değil mi? Ve o heybetin ardındaki muhabbet ne de yakışıyordu bir erkeğe… Resmiyetteki muhabbetleri ne kadar da serinlik veriyordu herkese…Hatırlar mısınız siz de, eskiler çok defa ceplerinde şekerlemeler taşır, yanlarına gelen çocukların saçlarını okşayarak şekerler dağıtırlardı… Ben çok iyi hatırlıyorum. Örneğin, bizim cami ile evimizin arasındaki yolda, rastladığım her bir amcadan şeker alırdım… ve o şekerler beni ta ki camiye k...</description><author>admin</author><category>Okunma: 33</category><pubDate>30.08.2010 02:15:22</pubDate></item><item><title>İhmale Gelmeyen Eğitim: Manevî Eğitim</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=69</link><description>Çocuğun Manevî Eğitimi. Çocukların birtakım ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadan çocukların sağlıklı olması mümkün değildir. Sağlık derken “fiziksel” ve “psikolojik” sağlığı kastediyorum. Beslenme, sevilme, sevme, eğitilme, güvende olma, öğretilme, manevi eğitim gibi ihtiyaçların giderilmesi sağlıklı bir çocuk için çok önemlidir. Ben bu yazımda sadece “manevî eğitim” ihtiyacı üzerinde durmak istiyorum. Manevî eğitim, birçok anne babanın zannettiği gibi daha sonra verilmesi gereken bir eğitim değildir. Bu eğitim ihtiyacı da daha bebek dünyaya yeni geldiği zaman giderilmeye başlaması gereken bir ihtiyaçtır. Bebeğin ilk doğumuyla beraber dua okumak, besmele ile ona yaklaşmak, besmele ile kucağa almak, besmele ile beslemek çok önemlidir. Bu arada bazı insanlar manevî eğitime çok erken başlamak gerektiğini veya hiç verilmemesini savunmaktadır. Onlara göre, çocuk belli bir yaşa gelince kendisi karar verecektir… İnsanlık tarihi boyunca, insanın “ölüm kaygısı” ve “var oluş merakı” i...</description><author>admin</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>30.08.2010 02:10:51</pubDate></item><item><title>Mutlu ve Sağlıklı Çocuk Yetiştirebilme</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=68</link><description>Mutlu ve sağlıklı bir çocuğun ancak huzurlu bir aile ortamı içerisinde yetişeceğini göz önüne alırsak, önce huzurlu bir yuva nasıl kurulur, bunun üzerinde durmakta fayda vardır. Bunun için, evlenmeye karar veren çiftin öncelikle kendilerinden ve karşı cinsten beklentilerinin ne olduğunun tam anlamıyla farkında olmaları, evlilik müessesesinin maddî ve manevî her çeşit sorumluluğunu taşımaya hazır olmaları gerekir. Birbirlerini çok iyi tanıyıp şartsız kabul etmeleri, birbirlerine karşı sevgi ve saygı duymaları esastır.Evlilik süresince saygı ve sevginin devamı, eşlerin birbirlerine karşı olan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmeleri büyük önem taşır. Çiftin evle ilgili olarak yürütülmesi gerekli olan iş yükünü eşit olarak paylaşmaları aile ortamı içerisindeki iletişimi olumlu yönde besler.Çocuk sahibi olmak sorumlulukları daha da arttıracağı için, çiftin evlilik süresince önce bu yukarıda belirtilen hususları yerine getirip getiremediklerini iyice gözden geçirdikten sonra çocuk sahib...</description><author>admin</author><category>Okunma: 213</category><pubDate>18.08.2010 22:56:17</pubDate></item><item><title>Çocukların Ahlak Eğitiminde Ramazan Ayı Çok İyi Bir Fırsat</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=67</link><description>‘‘Çocuklarıma dinimi nasıl anlatacağım, ahlâkî değerleri nasıl vereceğim?’’ diye endişe eden anne-babalar için Ramazan ayı çok iyi bir fırsat. Anneler babalar çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek isterler. Bu eğitimde en önemli olan ahlâk eğitimidir. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayının çocukların ahlâk eğitimi ve duygusal zekalarını geliştirmek için çok güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum.Oruç, Allah’ın mükâfatlandırıcı olarak bilinmesini sağlar. Çocuklar küçük yaşta dini duygulara yetişkinlerden daha fazla yatkındırlar. Bu sebeple dini ve ahlâki eğitimin küçük yaşta başlaması önemlidir. Çocuğun henüz oruç tutmadığı 3-6 yaşlarında ilk sorularıyla birlikte ona oruç hakkında bilgi vermek ve oruçluyken sergilenen güzel davranışlarla örnek olmak, çocuğun da oruç tutmaya başladığı zaman aynı şekilde orucun ahlâki yönden terbiye edici özelliğinden yararlanmasını sağlayacaktır. Çocuğun somut düşündüğü; fakat soyut düşüncelere son derecede yatkın olduğu dönemde oruç tutan kuluna Allah (cc)’...</description><author>admin</author><category>Okunma: 264</category><pubDate>10.08.2010 09:55:56</pubDate></item><item><title>Ben Çocuğum Anladığım Konuştuğumdan Fazladır</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=66</link><description>Ben çocuğum, küçük bir çocuk. Sizlere kendimi anlatıyorum. Çünkü beni tanıdıkça beni anlayacaksınız. Anladığınız zaman yaptıklarımıza anlam verebileceksiniz. Doğru anlamı verdiğinizde ise doğru eğitim yöntemlerini kullanacaksınız. Benim hakkımdaki en büyük yanılgılarınızdan biri nedir, biliyor musunuz? Benim konuştuğum kadar anladığımı düşünüyorsunuz. Yani zannediyorsunuz ki, benim konuşma yetimle anlama yetim orantılı gelişiyor.Bebekken siz, “Adda gidelim” dediğinizde ben sizi anlıyordum ama gelin görün ki, konuşma yeteneğim gelişmediği için size sadece “Agu”, “Euvv” gibi cevaplar veriyorum. Dolayısı ile siz konuşabildiğim kadar anladığımı düşünüyorsunuz. Şunu çok iyi bilin lütfen, kelime haznemin yetersiz olması, dil ve ses becerilerimin gelişmemiş olması anlama becerimin de gelişmediği anlamına gelmiyor. Sonra biraz daha büyüyorum. Birkaç kelimelik cümleler kurabiliyorum. Siz de zannediyorsunuz ki sadece birkaç kelimeyi anlayabiliyorum. “Anne gel” diyorum. Konuşmam bu kadar. Ama ya ...</description><author>admin</author><category>Okunma: 228</category><pubDate>08.08.2010 11:29:18</pubDate></item><item><title>İyi eğitilmiş çocuk, iyi terbiye edilmiş çocuk mudur?</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=65</link><description>Bir baba, yaşadığı olumsuz tecrübelerden yola çıkarak, çocuğunun eğitimi üzerinde ısrarla durmaktadır. Çocuğunu, çok erken yaşlardan itibaren dikkatlice ve özenle eğitmektedir. Ve bunda da başarılı olmaktadır. Öyle ki, bu çocuğu gören herkes, hayretlerini gizleyememektedir.Örneğin, çocuk, kısa bir tramvay yolculuğu esnasında, hiç kimseye fark ettirmeden, onlarca kişinin cüzdanını çalabilmektedir. Hatta çaldığı cüzdanların içerisindeki paraları aldıktan sonra, cüzdanları yine kimseye hissettirmeden, aynı ceplere koyabilmektedir. Babası, oğlunun bu başarısı ile gurur duymaktadır. Çünkü kendisi, geçmişte, yankesicilik konusunda ciddi bir eğitim almadığı için, çok defa polislere yakalanmıştır. Can sıkıcı karakol olaylarını çocuğunun da yaşamaması için, onu en iyi şekilde eğitmiştir.Şimdi soracak olursak, “bu çocuk, iyi eğitilmiş bir çocuk mudur?” Cevap; “evet”, bu çocuk, çok iyi eğitilmiş bir çocuktur. Ve eğitimde başarı yakalanmıştır.Peki, bu çocuk, “iyi terbiye edilmiş bir çocuk mudur?” ...</description><author>admin</author><category>Okunma: 178</category><pubDate>07.08.2010 00:51:57</pubDate></item><item><title>Cezasız Çocuk Terbiyesi Olur mu? - 2</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=64</link><description>“Suç” denilince hemen aklımıza “cezâ” gelir ve hatta çocuk terbiyesinde, suç işleyen çocuğa nasıl cezâ verileceği, cezâ alan çocuğun nasıl “adam olduğu”ballandıra ballandıra anlatılır. Peki, ama cezâ ile terbiye etmeye çalışmak acaba ne kadar “bizim pedagoji” anlayışımız içinde yer alır, hiç düşündük mü? Ya da soruyu şu şekilde soralım: Suç işleyen çocuğu, cezâ korkusu ile terbiye etmek ne kadar vicdânî ve ne kadar İslâmî bir usvveeucirc;ldür? Madem ki, çıkmaza girdiğimiz her meselede Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hayatına bakıyor ve O’nu örnek alıyoruz, o hâlde Peygamber Efendimiz’in sünnetlerini bu konuda mercek altına alalım ve bakalım acaba O -sallâllâhu aleyhi ve sellem- çocuklara hangi cezâ (!) usvveeucirc;llerini uyguluyordu? İşte bu yazımızda, günümüz anne-babalarının “anlık çözüm” olarak her an rahatlıkla kullandıkları cezâ konusunu masaya yatıracağız, bir yandan da tarihin altın sayfalarında kayıtlı bulunan Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in davranışların...</description><author>admin</author><category>Okunma: 176</category><pubDate>23.07.2010 11:34:19</pubDate></item><item><title>Çocuklarda Tırnak Yeme ve Tedavisi</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=63</link><description>Çocuklar tırnaklarını neden yer? Tırnak yemenin sebepleri nelerdir? Tırnak yeme davranışında yaş dönemleri, Tırnak yeme alışkanlığı ve tedavisi, Tırnak yeme sorunu... Önce her zaman olduğu gibi bir yaşantıyla başlamak istiyorum: Tırnaklarını kemirdiği için öğretmen tarafından bana gönderilen 3. sınıf erkek öğrenci ile yaptığım ön görüşme sonucu anne ve babasını okula davet ettim. 2 gün sonra anne geldi. Hocam yine yaptı bu çocuk. Elinde kalmışım... Çocuk ile anneyi beraber görüşmeye aldım. Amacım annenin çocuğa yaklaşımını ve iletişimini öğrenmekti. Görüşme boyunca çocuğu eleştirdi, yanlış olduğunu söyledi. Anne olumsuz konuşunca, çocuk elini ağzına görüşüp tırnaklarını ısırıyordu... Tırnak yeme alışkanlığı genellikle 3-4 yaşlarında başlar ve her 3 çocuktan birinde görülebilir. Tırnak yeme davranışı genellikle ergenlik dönemine kadar sürer. Tırnak yiyen çocukların çoğu ergenlik döneminde de tırnaklarını yer. Bazen, daha önce tırnak yeme davranışı göstermeyen çocuklar ergenlik döneminde...</description><author>admin</author><category>Okunma: 213</category><pubDate>10.07.2010 17:41:54</pubDate></item><item><title>Cezasız çocuk terbiyesi olur mu? -1</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=62</link><description>Katıldığım bir konferansta bir anne yanımdaki kalabalığın dağılmasını bekledikten sonra, biraz da mahcup bir eda ile yanıma yaklaştı. Kırk yaşlarına yakın annenin gözleri doluydu. Titrek bir sesle, “Bana lütfen yardım edin. Çocuklarıma karşı çok sert davranıyorum, çocuklarım yanlış yaptığında çok çabuk öfkeleniyor ve hemen şiddete başvuruyorum. Ama artık kullandığım şiddet öyle bir hal aldı ki, ne çocuklar “dayak”tan korkuyor, ne de ben kullandığım şiddetin önüne geçebiliyorum. Çok zaman sinirlerime hakim olamıyor, vurduğum tokatların tesiri ile, burunlarının, ağızlarının kanadığını görüyorum. Çocukları yatırdıktan sonra ancak kendime gelebiliyorum, o zaman da vicdan azabından kıvranıyorum… onlar uyuduktan sonra o masum yüzlerine bakıyor, elbiselerini kokluyor, oyuncaklarını döşüme basıp ağlıyorum. Ama ertesi gün, içimdeki canavar tekrar uyanıyor, ne kadar şiddet uygulamayacağım diye dirensem de bir yerde kontrolümü yine kaçırıyorum… Lütfen bana yardım edin, ” diyerek karşımda ağlamakt...</description><author>admin</author><category>Okunma: 325</category><pubDate>07.07.2010 14:53:53</pubDate></item><item><title>İnsanlığı zirvelere taşımış terbiye yöntemi: ANADOLU PEDAGOJİSİ</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=61</link><description>Osmanlı Devletinin bir kum torbasının boşaldığı gibi bütün değerlerinin santim santim tarumar olduğu günlerde, yerlere saçılan altın tozlarından biri de göz kamaştırıcı bir tarihi geçmişi bulunan “pedagoji” bilimi idi. Osmanlı’nın yıkılışı ile birlikte yüzyıllardır büyük bir özenle oluşturulan, en hasas ellerde damıtılarak berraklaştırılan “muhteşem insan” yetiştirme sanatı da göz göre göre yok olup gidiyordu, bir daha geri dönmemek üzere… Ve bir zamanların Alparslanları, Fatih’leri, Yavuz’ları, Yunus’ları yetiştiren Taptuk Emre’ler bir hikâye kahramanı gibi çizgi hikâyeciklere dönüşmekte geç kalmamıştı. Hâlbuki Anadolu toprakları göz kamaştırıcı güzellikte insanlar yetiştiren bir merkezdi… bu merkez daireye kim girerse girsin, hangi dinden olursa olsun, hangi etnik köken olduğu da fark etmez, insan olmanın zirvesinde kimliğe bürünüyordu… Anadolu toprakları üzerindeki pedagojik yaklaşım öyle bir iksir sunuyordu ki üzerinde yaşayan kişilere, en kaba saba insan bile o iksiri içtiğinde, İ...</description><author>admin</author><category>Okunma: 249</category><pubDate>13.06.2010 01:01:11</pubDate></item><item><title>Pedagojide Anadolu Ekolü</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=60</link><description>Çocuk terbiyesi ve eğitimi, her anne-babanın en büyük derdi. Hiçbir samimi anne-baba gösterilemez ki, bu dert ile dertlenmiyor olsun. Hâl böyle olunca, pek çok anne-baba, tabiî olarak çocuk eğitimi konusunda bilgi içeren kaynaklara ihtiyaç duyuyor, karşılaştığı meseleleri, uzman yardımı ile aşmak için danışmanlık hizmetleri alıyor.Ancak, her şey kitaplarda yazdığı gibi olmuyor çocuk eğitiminde… Çünkü dünyadaki çocuk sayısınca, farklı çocuk vardır.Her çocuk için çözüm yolu, birbirinden çok farklı olduğu gibi, dünyadaki problem adedince de çözüm tavsiyesi olabilir. Bir âile için doğru olan usvveeucirc;l, bir başka âile için oldukça yanlış olabilir. Böyle olunca da çocuk terbiyesinde hangi yol ve metodun izleneceği konusunda anne-babalar, en az bir baykuş ciddiyetiyle dikkatli olmalılar, çocuklarına uyguladıkları usvveeucirc;l ve metotların fikrî kaynaklarının ne olduğunu mutlaka bilmeliler.Çocuk eğitimi ve terbiyesi, kültürden bağımsız olamaz! Çocuk eğitiminde birçok ekol bulunmaktadır. ...</description><author>admin</author><category>Okunma: 285</category><pubDate>24.05.2010 16:12:01</pubDate></item><item><title>Liselere Yerleşme Diploma Puanı İle Olmalı</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=59</link><description>Bugünlerde MEB ortaöğretime geçiş sistemi ile ilgili değerlendirmeler yapmaktadır. SBS'lerin öğrenciler üzerindeki etkisi araştırılmakta, bizler yorumlar yapmaktayız. Ortaöğretime yerleşme sistemi olumlu olacağı niyetiyle değiştirilmişti. Amaç, öğrencilerin geleceğinin tek sınava (OKS) bağlı olmamasıydı. Daha ilk yılda bir dershaneye gitme yarışı başladı. Sınavı ve sınavın etkisini adeta iliklerimize kadar hissettik. Minicik yavrularımız hızla sınav stresine girmeye başladılar. Sınav kaygısı ilköğretim 1.-2. Sınıflarında bile konuşulmaya başlandı. Sınav, sınama kaygısı nedeniyle psikolojik destek alan öğrenci sayısı hızla artmaya başladı.Aileler çocuklarını yarış atı misali görmeye başladılar. Sözde bazı uzman eğitimciler(!) ilköğretim 1.-2. sınıf öğrencilerinin bile dershaneye gitmelerini, özel ders alması gerektiğini savunmaya başladılar. Öğrencilerin ders öğretmenlerine, okula, öğretmenlere bakışı değişti.Öğretmenin tek görevi “öğretmek” olarak görülmeye başlandı.Veliler, okuldaki d...</description><author>admin</author><category>Okunma: 484</category><pubDate>28.04.2010 10:30:04</pubDate></item><item><title>Çocuklara Saygı Öğretimi</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=58</link><description>Günümüzde bazı anne babalar ve yetişkinler çocuk ve gençlerin kendilerine karşı saygılı olmadıkları konusunda yakınırlar. Şüphesiz anne babalar ve yetişkinlerin haklı oldukları noktalar şüphesiz var.Saygı davranışları şüphesiz aileden aileye toplumdan topluma göre değişiklik göstermektedir. İlkönce bunu unutmamak gerekir. Bazı anne babalar danışmaya geldiklerinde çocuklarının hal ve hareketlerine dikkat etmediğini, nerede nasıl davranacaklarını bilmediklerini, yetişkinlere karşı saygılı olmadıklarını ifade ederler. Gerçekten de bazı çocuklar, oturup kalkmada, konuşmada, büyüklerin yanında nasıl davranmaları gerektiği konusunda ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde saygı konularında sorun yaşamaktadırlar. Bu tespitler herkes tarafından yapılmaktadır. Peki, bazı çocuk ve gençlerin böyle olmalarının sebebi ne? Kendilerimi bunu istiyorlar?Televizyonun bu konuda etkisi en başta gelir. Ancak televizyonun bu etkisinin önüne geçmek günümüzde mümkün değildir. Dizilerdeki edep, terbiye, görgü kurallar...</description><author>admin</author><category>Okunma: 145</category><pubDate>18.12.2009 10:38:08</pubDate></item><item><title>“Mutluluğum Başarıma Bağlı” Sonucu</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=57</link><description>Sabah odama yeni girmiş tam yerime oturacaktım ki bir öğrenci ağlayarak odama girdi.“Hocam ne olur bana yardım edin.Kaç alırsam alayım anneme beğendiremiyorum. Doksan iki aldım, niye notun düştü diyor. Eskiden böyle değildi….Şimdi kimse beni sevmiyor… “ Neden sevilmediğini düşündüğünü sorduğumda: “Biliyorum ben, notlarımdan dolayı. Düşük not alınca sevilmiyorum…. Of hocam ben çok mutsuzum…” Evet değerli anne babalar örnek yaşantımız bu. Öğrencimiz, mutlu olmayı başarısına bağlıyor. Yüksek not alınca anne babası tarafından sevileceğini, sevilince de mutlu olacağını ifade ediyor. Bazı anne babalar, maalesef, hep yüksek başarısı beklentisi, hep kazanma beklentisi içindeler. Çocuklarının küçük düşüşleri onlar için kabullenilemez bir durumdur. Anne babaların bu yüksek başarısı beklentisi bazı çocuklarda başarısızlığa sebep olmaktadır. Dahası, bazı çocuklarda psikolojik tahribata sebep olmaktadır. Fen lisesi öğrencisi sınavda 100 aldığını öğreniyor; dersten çıktıktan sonra yedi katlı binanın...</description><author>admin</author><category>Okunma: 405</category><pubDate>08.05.2009 20:07:35</pubDate></item><item><title>Eşref Bolukçu Kimdir?</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=56</link><description>1976 yılında Elazığ'ın Baskil ilçesinin Beşbölük Köyünde doğdu. İlköğretimi Baskil Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda, ortaöğretimi Malatya Fatih Lisesinde bitirdi. 2003 yılında Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliğine başladı. 1 yıl okuduktan sonra bıraktı. 1996 yılında İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalına tek tercihle yerleşti. Haziran 2000'da mezun olup Malatya Yunus Emre Endüstri Meslek Lisesinde meslek hayatına başladı. Şuan Malatya Hidayet İlköğretim Okulunda görev yapmaktadır. Eşref Bollukçu, daha lise yıllarında insanların sorunlarıyla ilgilenen bir öğrenci olduğu için öğretmenleri ve çevresi tarafından PDR'yi okuması yönünde desteklendi. Kendisi de bu alanda çalışmayı sevdiği için girdiği ÖSYM sınavında tek tercih yaparak yerleşti. Üniversite yıllarında psikolojik danışma ve rehberlik alanındaki başarısı ile taktir topladı. Özellikle Çocuk psikolojisi ve Anne-baba eğitimi...</description><author>admin</author><category>Okunma: 953</category><pubDate>15.03.2009 08:07:18</pubDate></item><item><title>Çocuklarınızı Başkaları Dinlemeden Siz Dinleyin</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=55</link><description>Siz çocuklarınızı dinlemezseniz başkaları onları dinler. Eğer siz çocuklarınızı dinlemezseniz onları dinleyecek birileri onları bulur. Empati. Etkin dinleme.Çabalarından dolayı çok değer verdiğim öğretmen arkadaşım,girdiği 7. sınıftaki öğrencilerden biri ile çok ilgilenmesine rağmen davranışlarında bir düzelme olmadığını söylemişti. Öğrencinin anne babası arasında şiddetli geçimsizlik varmış. Öğretmen arkadaşım haftada 1-2 kez görüşmesine rağmen öğrenci, öğretmenin serseri olarak tabir ettiği birkaç gençten ayrılmıyormuş. Tüm konuşmalara rağmen öğrencide düzelme olmuyormuş. Öğretmen arkadaşımla yaptığımız görüşme sonucu, ona yaptığı yanlışı açıkça ifade etti: Öğrenciye sürekli tavsiyelerde bulunuyordu ama onu çok da dinlemiyordu… Öğrenci ile yaptığım görüşmede, anne babasının kendisiyle hiç ilgilenmediğini, okulda ise kendisiyle ilgilenen öğretmenlerin kendisini dinleyip anlamaktansa sadece kendisine tavsiyelerde bulunduklarını ifade etti. Öğrencinin en iyi arkadaşları liseyi terk eden...</description><author>admin</author><category>Okunma: 371</category><pubDate>08.03.2009 12:42:25</pubDate></item><item><title>Bilgisayar Oyunların Olumsuz Etkileri</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=54</link><description>Bu yazımda son zamanlarda velilerin en çok şikâyet konusu yaptıkları ve çözüm için bizlere başvurdukları bir konu ele alacağım: Bilgisayar oyunları, zararları ve çözüm yolları… Günümüzde bazı evlerde bilgisayar oyunları gerçekten çocukları tehdit edecek duruma gelmiştir: Çocuklar derslerini çalışmamakta, evdeki diğer bireylerle iletişim kurmamakta, bazıları internet kafelere gitmek için okuldan kaçmakta, bazıları kafelerden geç eve gelmektedir. Bazı çocuklar sosyal hayattan kopma noktasına gelmiştir… Bazı aileler okullarda rehberlik ve psikolojik danışma merkezlerine başvururken bazıları ise psikolog ve psikiyatristlere gitmektedir. Bilgisayar Oyunlarının Etkileri: Hiperaktivite davranışlar: Saatlerce bilgisayar başında hareketsiz kalan çocuklar enerjilerini boşaltamamaktadırlar. Enerjilerini boşaltamamaları ve oyunlardaki bir takım öğeler çocukların daha çok saldırgan ve hırçın olmasına sebep olmaktadır. Şiddeti Normal Görme: Oyunlardaki şiddet, çocuğun gerçek yaşamda da bunu normal g...</description><author>admin</author><category>Okunma: 915</category><pubDate>07.12.2008 23:35:14</pubDate></item><item><title>Okul Korkusu</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=53</link><description>Çocuklardaki davranışların kaynağı büyük oranda aileden ya da okuldan veya toplumdan kaynaklanır.Okul korkusu da ya ailenin eğitim tarzından ya da okuldaki uygulamalar veya sosyal çevrenin etkisiyle gelişir. Okula yeni başlayan çocuklarda görülen okul fobisinin temel nedeni ayrılık endişesidir. Aşırı bağımlı yetişen çocuklarda okul korkusu daha çok görülür. Bu çocukların anneleri de çocuğa bağımlıdır dersek abartmış olmayız. Aşırı koruyucu anneler, çocuğun okula başlayacağı sırada, çocuğundan ayrı kalacağından endişe duyarak bu endişesini çocuğa yansıtır: “ Acaba oğlum okula alışabilecek mi?” “Okulda bensiz 5-6 saat dayanabilir mi?” “Ben okulda kızımı nasıl bırakıp gelebilirim?” Aklım hep çocuğumda kalacak…” Gibi ifadeler çocuğun yanında söylenerek okul fobisine sebep olunmaktadır. Okul fobisine neden olan bir diğer etken ise, okulun çocuğa yanlış tanıtılmasıdır. Bazı ailelerde okul ceza yeri, öğretmen ise cezalandırıcı olarak tanıtılır ve okul bir disiplin sağlama aracı olarak tanıtıl...</description><author>admin</author><category>Okunma: 821</category><pubDate>18.09.2008 05:17:48</pubDate></item><item><title>Çocuğu Okula Yeni Başlayan Anne Babalara Tavsiyeler</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=52</link><description>Hiç unutmuyorum çocukluğumda “öğretmen” denince aklıma hep “döven, dayak atan kişi”, okul ise “dayak atılan yer” olarak gelirdi… Şimdi tahlil ettiğimde böyle düşünmemin iki temel sebebi vardı: Birincisi, büyüklerin okulda dayak yiyeceğimi sık sık ifade etmesi; ikincisi ise okulda gerçekten dayak atılması… Korkunç olan, okulda dayak atılmasının normal olarak görülmesi, hatta bazı ebeveyn ve büyükler tarafından bunun böyle olması gerektiğinin sık sık söylenmesi idi… Genel olarak böyle bir düşüncenin ve uygulamanın olduğu bir çocukluk hayatım oldu. Bu düşüncenin değişmesi yani “okulda dayak olayının normal olmadığının, dayağın çocukların psikolojik yapısını olumsuz etkilediğinin” kabul edilmesi zor oldu; hatta dayağın var olması gereğine inan insanlar günümüzde de azımsanamaz… Aslında ben bu yazımda okula yeni başlayacak çocukları olan ailelere tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Ama yazmak için masa başına geçtiğimde yukarıda yazdıklarım aklıma geldi… Bu yıl okula yeni başlayacak öğrenciler...</description><author>admin</author><category>Okunma: 764</category><pubDate>24.08.2008 22:33:10</pubDate></item><item><title>Arkadaş Değil! Anne Baba Olun</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=51</link><description>Arkadaşlıkta eşitlik vardır, paylaşım vardır. Arkadaşlıkta biri diğerine üstünlük sağlamaya çalışmaz; arkadaşlardan biri diğerini kendisi gibi yapmaya çalışmaz… Anne babalıkta (anne baba rolü) ise, eşitlik yoktur… Anne baba çocuğa örnek olur, ona yol gösterir, onu değiştirir… Çocuk anne babasına bakarak adeta yolunu bulur… “Ben çocuğumla arkadaşım…” diyorsanız, lütfen biraz düşünün… Zaten çocuğunuzun birçok arkadaşı var. Neden “onlara anne baba olma hakkını” onların elinden alıyorsunuz?.. Sizler, çocuklarınıza yol gösteren rehberlersiniz. Sizin göreviniz onlara arkadaş olmak değil, onların çevresi ile arkadaşlık kurabilecek kabiliyetler geliştirmelerine rehber olmaktır. Sizler etkili anne baba olmak zorundasınız. Etkili anne babalar emir vermezler, baskı uygulamazlar; yol göstericidir, örnektir… Eğer örnek yani rehber olmazsanız, çocuklarınız tıpkı denizde rotasını kaybetmiş yelkenliler gibi ordan oraya savrulurlar. Çocukların rotasını bulmaları ancak rehber olan anne babalarıyla mümkü...</description><author>admin</author><category>Okunma: 598</category><pubDate>08.07.2008 11:52:39</pubDate></item><item><title>Seni Özledim Anne</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=50</link><description>Özledim anne özledim Seni, sesini Ve şefkatle bakan gözlerini Özledim anne, seni özledim...</description><author>admin</author><category>Okunma: 514</category><pubDate>16.04.2008 21:34:52</pubDate></item><item><title>Çocukta Disiplin</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=49</link><description>“Okulda davranış bozuklukları gösterdiği için çocuğu görüşmeye aldım. İlk görüşmeden sonra anne baba ile görüşmem gerektiği kanısına vardım. Ertesi gün anne ile baba beraber geldiler. Olası sebepler üzerinde dururken anne: vveemdash; Anlamıyorum, diğer iki çocuk çok uysal. Bu niye böyle kavgacı, saldırgan, sorunlu bir çocuk oldu, dedi Görüşmelerin sonunda ebeveynlerin, özellikle annenin fiziksel şiddete başvurduğunu, çocukları dayakla eğitmeye çalıştığını, dahası dayağın gereğine inandığını gördüm. Anne, diğer iki çocuğunun uysal olduğunu söylüyordu. Anneye göre sadece bu çocuk problemli olup çıkmıştı. Yaptığım çalışmalar sonucu diğer iki çocuğun ürkek, çekingen, kendine güvenmeyen ve toplum içinde utangaç olduklarını gördüm. Bu iki çocuk, bu öğrenci gibi isyan etmemişti ama iç dünyaları tahribata uğramıştı. İleriki görüşmelerde bunları anne ile paylaştığımda, anne hatasının farkına varmıştı ancak şunu söylemekten de kendini alamıyordu: vveemdash; Biz anne babamızdan bunu gördük. … ” E...</description><author>admin</author><category>Okunma: 744</category><pubDate>30.03.2008 23:18:48</pubDate></item><item><title>Bu Çocuk Niye Bu Kadar Sorumsuz?</title><link>http://www.pdrservisi.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=48</link><description>Yazının başlığı, birçok anne babanın günlük hayatta kullandığı bir yakınma cümlesi… “… Hocam, kendi başına hiç bir şey yapmıyor, hep beni bekliyor. Kendisi derse başlamıyor; ben başlamazsam ödevini yapmaz. Çok dağınık; kitaplarını, çantasını toplamaz. Okuldan gelince çantasını, formasını bir yana fırlatıyor... Arkasından kırığını döküğünü ben topluyorum…” Yine, bir görüşmenin başlangıcından alınan bu konuşma da günlük hayatta sık sık karşılaştığımız şikâyetlerden… Sorun ne? Sorun, sorumluluk duygusu… Çocukla ilgili tüm şikâyetler sıralandıktan sonra, “peki çözüm ne hocam?” diye sorulmaktadır. Çözüm, anne baba ve yetişkinlerde elbette.Sorumluluk, erken çocukluk döneminden itibaren kazandırılması gereken bir görevdir. Bu işe, çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun görevler vermekle başlamak gerekir. İki buçuk yaşındaki bir çocuğun döke döke yemeğini yemesine izin verilmelidir, kendi üstünü ve etrafı kirletse de. Ya da kendi oyuncaklarını toplaması için çeşitli yönergeler v...</description><author>admin</author><category>Okunma: 573</category><pubDate>22.03.2008 08:25:52</pubDate></item></channel></rss>