
Sevgili anne babalar,otoriter tutum denetimin yüksek,tepkiselliğin ya da duyarsızlığın düşük olduğu bir tutumdur.Otoriter tutumda çocukların kişilik özellikleri,ilgi ve gereksinimleri dikkate alınmamaktadır.Çocuğun istekleri bastırmaya çalışılır.Katı bir disiplin anlayışı vardır.Çocuğa açıklanmada kurallar konulur ve bu kurallara kesinlikle uyması istenir,bu konuda anne-baba asla tartışma kabul etmez.Çocuk otoriteye karşı geldiğinde cezalandırılır.İtaat etmeye,otoriteye saygı göstermeye,çalışmaya ve geleneksel değerlerin korunmasına aşırı derecede önem verilir.Anne baba ile çocuk arasında sözel iletişime önem verilmez,çocuğun özerk bir kişilik geliştirmesi,bireyselleşmesi desteklenmez.
AŞIRI BASKI VE KORUMA NASIL OLUR?
Çocuğa söz hakkı tanınmaz.
Kararları büyükler verir.
Çocuk bu karar ve kurallara uymak zorundadır.Bu yüzden çocuğun karar alma becerisi gelişemez.
Uygulanan kuralların mantıklı bir açıklaması yoktur veya olsa da çocuğa açıklanmaz.
Kurala uymayanlar cezalandırılmalıdır görüşü hakimdir.
Çocuk hangi davranışı yaptığında ceza göreceğini bilemez.
Yanlış yapma korkusu yüzünden sürekli tedirgin ve kaygılıdır.
Sık sık ağlama nöbetleri görülür.
Eleştiri ve aşağılama çok sık görülür.
Sürekli çocukların yanlışları vurgulanır, olumlu hareketleri görmezden gelinir.
AŞIRIBASKICI VE OTORİTER TUTUMUN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Çocuğun kendine güven duygusu oluşmaz.
Yaratıcılık engellenir.
Kişilik gelişimi ;
Hata yapanlar mutlaka cezalandırılmalıdır görüşünü benimserler.
Rutin ve sınırları belli olan iş ve meslekleri seçerler.
En küçük bir hatada bile hoşgörüleri olmayabilir.
Okul yaşamlarında fazla başarılı olamazlar.
Anne-babalarının (veya bir otoritenin)olmadığı ortamlarda kendilerini boşlukta hissederler ve bir otorite bulma arayışı içine girerler.
Bu durumda kendilerinin buldukları otorite her zaman olumlu kişi yada kişiler olmayabilir.
Arkadaş gruplarında lider olamazlar ve olmak da istemezler. Aksine bir liderin denetiminde daha mutlu olurlar.
Karar verme becerileri gelişmediği için kriz durumlarıyla mücadelede yetersizdirler.Başkalarının aldığı karaları uygulamayı tercih ederler.
Hayatları boyunca pasif ve edilgen bir kişilik sergilerler.
Baskıcı ve otoriter tutumda yetişen bir çocuk, düşünsel anlamda değil ama, sezgisel anlamda şu mesajları alır:
“Babamın izni olmadan benim bir şeyle ilgilenmem, araştırma yapmam istenmiyor. Demek ki benim bir şeye ilgi duymam, incelemem, ondan zevk almam önemli değil. Önemli olan babamın istediğini yerine getirmem. Babam, isteğini yerine getirdiğim sürece beni sever; eğer kendi istediğim şeyleri yaparsam, beni sevmez. Babam çok kuvvetli. Babam çok bilgili. Babamın istediğinden farklı bir şey yapmaya kalkmam hata; demek ki ben hata yapma eğilimi olan, kötü bir çocuğum.’’