
Okulların eğitim öğretime açılmasından bu yana yaklaşık iki ay gibi bir süre geride kaldı. Bu süre içerisinde bazı öğrenciler okullarına çok severek giderken bazı öğrencilerin ise zamansız ve anlamsız karın ağrıları yaşadıkları, bazılarının da okula gitmek istemediklerini açıkça ifade ederek okuldaki mutsuzluklarına dair çeşitli mesajlar verdiklerini görebilmekteyiz. Bu ve benzeri durumların veliler tarafından doğru gözlemlenmesi, çözüme dair yapılması gereklerin geciktirilmeden doğur bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
Özellikle 1.ve 9.sınıf öğrencileri okulların başlangıç sınıfları oldukları için bu gruptaki öğrencilerde bu tür uyumsuzluklar daha sık görülebilmektedir. Çünkü onlar aşağıda sebeplerini sıralayacağım durumları yaşama ihtimalleri daha yüksek bir yaş ve sınıf düzeyinde diler. Çocukların uyumsuzluk yaşamalarına sebep olabilecek etkenleri başlıklar halinde sıralamak gerekir ise;
Aileden uzaklaşmış olmanın verdiği kırılganlık hissi,
Evde yarattığı kendine ait dünyadan çok farklı bir dünyanın gerçekliği,
Yeni deneyimlemelerin yaratmış olduğu gerginlik,
Çevresinde tanımadığı bir sürü yeni çocuğun varlığı,
9.sınıf düzeyin de bu uyumsuzluk süreçleri daha farklı başlıklar halinde sıralamak gerekir. Bu dönemde yaşanabilecek uyumsuzluklarının mutlaka üzerine giderek, çözümleri uzun vadelere ertelememek önem arz eder. Bu dönem uyumsuzluklarına sebep olan etkenleri de şu başlıklar halinde ele alabiliriz.
Kimlik krizi ve kendini ifade edememe hissi,
Duygusal çekingenlik ,
Performans gerginliği ve kendisinden beklenenleri karşılayamayacağı hissi,
Sen artık büyüdün denilerek çocuğa, birden yüklenen sorumlulukların ağırlığı ,
Kız Erkek arkadaşlık ilişkilerin farklı bir boyut alması,
Ve en önemlisi, ailenin çocuğun yetiştirilmesi sürecinde yaptığı yanlışların, ortaya çıkardığı kişilik özellikleri. Gibi durumlar sıralanabilir.
Her birey okulunda ya da yaşantısının bir dönemin de uyum sorunları yaşar. Burada önemli olan uyumsuzluk sürecinin süresidir. İşte bu uzun sürebilen uyumsuzluk süreçlerin de anne-babalara önemli görevler düşmektedir. Öncelikle çocuklarının uyumsuzluklarından kaynaklanan tepkileri çok iyi gözlemlemelidirler. Böyle bir belirti gözlemlenememiş olsa bile en az ayda bir defa bile olsa çocuğun okuluna giderek sınıf rehber öğretmeninden ve okul psikolojik danışmanından çocuğun okul içerisindeki uyum süreci ile ilgili bilgi almalıdırlar.E ğer çocuğun uyum süreci ile ilgili sorunları var ise bu durumun gerçekçi bir şekilde ortaya konularak, okul ve ailenin çözüm için ortaklaşa hareket etmesi gerekmektedir. Bu sorumluluk tek başına okula bırakılmamalı ve aile tarafından mutlaka yakından takip edilip çözüm için çaba gösterilmelidir.
Unutulmamalıdır ki yok sayılan veya önemsenmeyen sosyal uyumsuzluk sorunları, bireylerin ileriki yaşamların da, kendilerini ifade edemeyen, anti sosyal kişilik özellikleri gösteren kişiler olmalarına yol açabilmektedir. Ve yine zamanında çözülmeyen bu sorunların ilerleyen yaşlarda baş edilmesi daha güç ve kalıcı izler bırakan sorunlar olarak karşımıza çıkacağı göz ardı edilmemelidir.
Gökhan YAZICI
Psikolojik Danışman
www.egitimhaberim.com