
Ergenlikte işlev gören iki etmen, ahlak gelişiminde önemli değişikliklere katkıda bulunur. Bunlardan birincisi bilişsel gelişimde soyut işlemlerin başlamasıdır. İkincisi ise yeni bir kimliğin ve benlik duygusunun oluşmasıdır.
Soyut işlemlerin bilişsel evresi, bireyin geleneksel ahlak düzeyinin ötesine geçmesi için önkoşuldur. Bireyin ilkeli ahlak konumuna gelmesi, diğer bir anlatımla yasa altında eşit adalet,en iyiyi bütün insanlara sunmak, toplumsal sözleşmeler veya insan yaşamının değeri gibi kavramları ele alması için bireyin soyut kavramlarla düşünebilmesi, somut durumları ele almanın ötesine geçebilmesi ve varsayımlı problemler ortaya atabilmesi gerekir.
Soyut işlem düşüncesinin başlaması ve ergenlikteki benlik arayışı, bu gelişimi kolaylaştıran ardışık bir değişim ve çatışma dönemiyle sonuçlanır. Ergen, sadece kendi hakkında değil,fakat dünya ve insanlık hakkında yanıtlar arayıp bunları netleştirmeye çalışır. Benliğin bütünleşmesi ve bireyin (ben) kim olduğunun açıkça farkına varması söz konusudur. Bu farkına varış kimlik haline gelir. Bu ego olarak da adlandırılabilir.
Ahlaksal Düşüncenin Gelişmesi: Şimdiye kadar sözünü ettiğimiz algılama ve düşünsel gelişme, çocuğun nesneler ve olaylarla ilgili bilişsel gelişmesini ifade eder. Çocuk insan ilişkilerini de algılar ve bu alandaki bilişsel gelişme onun ahlaksal (moral) düşüncesinin temelini oluşturur. Kohlberg ahlaksal düşüncenin gelişmesini gösteren yedi aşamalı bir tablo oluşturmuştur. (Kohlberg & Elfenbein, 1975 ; Walker 1980) Bu tabloya göre çocuk en somut ve yüzeysel ahlak anlayışından en soyut ve derin ahlak anlayışına ulaşır.Aşamaları özetleyerek gözden geçirelim:
1.Aşama. Ceza ( punishment) ve iteat (obedience) yönelimi: Davranış bütünüyle dışardan denetlenir. Dışarıdan gelen emirler cezalar ve ödüllemeler davranışın yönünü belirler. Cezalandırılan davranış kötü, ödüllendirilen davranış iyidir.Gücü elinde tutan otoritenin ( yetişkinlerin ) her dediği doğrudur.
2. Aşama.Bireysellik(individualism), amaca yönelik değiş tokuş (instrumental exchange): Bireyin gereksinmelerini gideren her şey doğrudur. Karşısındaki ile doğru dürüst bir alış veriş ve değiş tokuş kurabilmek bir kimsenin doğru yolda olduğunu gösterir. Bireyler arasındaki anlaşma ve söz vermelere değer verilir.
3. Aşama .İyi çocuk yönelimi: Diğerlerini, özellikle kişinin aile üyeleri gibi yakını olan kimseleri memnun etmek için yapılan hareketler doğrudur. Bireyin kendisinden bekleneni yapması en doğru hareket biçimidir.
4. Aşama. Yasa ve Düzen ( law and order) Yönelimi: Çocuğun algılaması aile sınırlarını aşmış ve tüm toplumu kapsamaya yönelmiştir. Bireyin görevini yapması, yasalara boyun eğmesi, yasayı temsil eden otoriteyi dinlemesi ahlaksal davranış olarak görülür.
5. Aşama. Toplumla Sözleşme (social contracts) Yönelimi: Yasalar önemlidir, ancak bu aşamada yasalar, istenildiğinde değiştirilebilen sözleşmeler olarak görülür. Yasaların amacı toplumun büyük kesimine hizmet edebilmek olduğuna göre, sırası geldiğinde bu amacı gerçekleştiren diğer seçeneklerin düşünülmesinde de bir sakınca olmamalıdır. Sözleşme ve anlaşmalar bir kez yapıldıktan sonra her iki tarafı da bağlayıcı bir özellik taşır.
6. Aşama. Evrensel Ahlak İlkeleri (universally ethical principles) : Bu aşamada bireyin düşünüşünü temel ahlak ilkeleri belirler. Ahlak ilkeleriyle yasalar arasında çoğu kez bir çelişki olmadığı için, ahlak ilkelerine uyan birey kendiliğinden yasaya uygun davranmış olur. Ne var ki , yasa ve ahlak ilkeleri arasında bir çelişki olduğunda, bireyin ahlak ilkelerine uyması beklenir.
7. Aşama.Kutsallıktan Kaynaklanan Ahlak Anlayışı: Bu aşamada birey kendini, içinde yaşadığı toplumu, insan ırkını aşan evrensel bir düzen kurmaya çabalar ve bu kutsal düzenin bir parçası olarak her şeyle uyum içinde yaşamaya yönelir. Bu tip düşünüşün temelinde Mevlana’nın , Yaratıcı’ya duyulan sınırsız sevgi ve bağlılığın yarattığı, “ Gel ne olursan gel, evimiz gönül evidir, kapısı herkese açıktır” anlayışı yatar.
Kohlberg’e göre gelişim aşamaları evrenseldir ve her aşamada kendinden bir önceki aşama gerçekleştikten sonra kendisini gösterir. Çocuk “ diğer kimsenin” görüşünün , olaya bakışının farkına varıp, onu kendi düşüncesiyle ilişki haline getirebildiği oranda ahlaksal gelişime devam eder. Fakat, her bireyde ahlaksal gelişme aşamalarının tümünün gelişmesi beklenemez. Sosyal ve kültürel çevresine bağımlı olarak her birey kendi koşulları içinde ahlaksal gelişmesini sürdürür. Bu nedenle bireyler arasında aşama farklılıkları gözlenebilir.
“Ahlaksal düşüncenin gelişim düzeyi ile, bireyin ahlaksal davranışı arasında bir ilişki var mıdır?” sorusu psikologları sürekli ilgilendirmiştir. Bu konuda yapılan araştırmalar kesin bir sonuca ulaşamamış ve psikologlar açık seçik bir genellemeye gidememişlerdir. Varılan en belirgin sonuç şudur: Ahlaksal düşünce bireyin ahlaksal davranışını belirleyen değişkenlerden biridir. Ahlaksal davranışı, yasaklanan davranışın çekicilik derecesi, bireyin içinde bulunduğu grubun baskısı, yakalanma ihtimalinin düşük veya yüksek olması gibi başka faktörler de etkiler. Her bireye göre değişkenlerin değeri farklı olabileceğinden, bu konuda herkes için geçerli bir genelleme yapmak zordur.
KAYNAKÇA:
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ ( PROF. DR. HALUK YAVUZER),
...