Rehberliğin ilköğretim düzeyindeki öğrenciler için kaçınılmaz bir gereksinim olduğu görüşünü doğrulayacak bir çok neden vardır. Bir kere ilköğretim dönemi, bireyin yetişkinlik dönemlerindeki bir çok özelliğinin şekillenmekte olduğu yılları kapsar. Örneğin benlik kavramı, bireyin sosyal ilişkilerinin niteliği, gelecek yaşamı ile ilgili planları önemli ölçüde çocukluk yıllarında şekillenir. Diğer yandan ilköğretim yılları çocuğun okula, başarıya, arkadaşlarına ve topluma yönelik tutumlarının
oluştuğu yıllardır.
Özellikle bireyin eğitsel gelişiminde ilk çocukluk yıllarının kritik bir önemi vardır. Bu konuya ilişkin araştırma bulguları da çocukların gelecekteki akademik başarılarının önemli ölçüde ilköğretimin ilk bir kaç yılında okula karşı oluşturdukları tutumlara göre değiştiğini göstermektedir.
Gelişim psikolojisi alanındaki gelişmelerin bulguları da bireyin gelişiminde belli kritik dönemler olduğunu ve belli gelişim ödevlerinin belli gelişim dönemlerinde kazanılması gerektiğine işaret ederken, herhangi bir gelişim dönemindeki yetersizliklerin ilerdeki dönemleri olumsuz biçimde etkileyeceğini vurgulamaktadır. Bu bakımdan sadece ilk ve ortaöğretim düzeyinde değil, ilköğretim yıllarında da çocuğun karşı karşıya geldiği bir çok gelişim porblemini başarı ile atlatabilmesi için, sistemli yardımlara gereksinimi olur. Böyle bir anlayış ise sadece problemli olarak tanılanan ve çeşitli davranış bozuklukları olan çocukların değil, okuldaki bütün çocukların gelişim gereksinimleri olduğunu kabul ederek, her bir çocuğun kişiliğinin bütün boyutları ile en üst düzeyde gelişebilmesini hesaba katar.
İlköğretim rehberliğinde kuşkusuz çocukların karşı karşıya geldikleri problemlerle erkenden başedebilmeleri için yapılacak yardımların da kritik bir önemi bulunmaktadır. Böyle durumlarda daha işin başında önlem almak, problemin iyice kökleşmeden erkenden üzerine gitmek, kronik bir hal alan herhangi bir problemi ortadan kadırmak için uğraş vermekten daha akıllıca olsa gerektir. Öte yandan bireyin gelecekte toplumda başarılı bir rol üstlenebilmesi ve kendisi için anlamlı bir yaşam oluşturabilmesi, büyük ölçüde gizil güçlerini en uygun bir düzeyde gerçekleştirebilmesine, ilgi ve yeteneklerine uygun bir meslek seçebilmesine bağlıdır. Böyle bir amacın gerçekleşebilmesi ise kuşkusuz daha ilk çocukluktan itibaren bireylerin ilgi ve yeteneklerinin farkına varmalarına yardım edilmesini ve bunları en uygun düzeyde geliştirebilecekleri daha zengin yaşantılara yönlendirilmelerini gerektirmektedir.
Görüldüğü gibi çocukluk yıllarındaki yaşantılar, bireyin gelecekte nasıl bir gelişim gösterebileceğini önemli ölçüde etkilemektedir. “Ağaç yaş iken eğilir” özdeyişinde
de vurgulandığı gibi, bireyin gelişiminde kritik önemi olan çocukluk yıllarında ilköğretim öğretmenleri esasen öğrencilerine belli konular vasıtası ile belli kavramlar
ve becerileri kazandırmakla yükümlüdürler.
Sınıf öğretmenleri öğrencilerine sosyal ve kişisel sorunlarında da yardımcı olmakta iseler de onların başlıca görevi bu değildir. Bu nedenle öğretmenler, öğrencilerin zihinsel gelişimleri yanısıra, sosyal ve kişisel olan tüm yönleri ile gelişmelerinin önemini ve değerini kavramış olsalar bile, öğrencilerin her bakımdan gerektiği gibi yetiştirilebilmeleri için, sınıf öğretmenlerinin çabalarından daha da ötede, daha bütüncül organize hizmetlere gereksinim duyulur.
İşte öğrencilerin bireysel gereksinimleri üzerinde odaklaşan ve rehberlik alanında uzmanlık düzeyinde bilgi ve becerileri de gerektiren bu hizmetlerin ilköğretim kurumlarımızda da başlatılması gereği, eğitimin sistemimizde öncelikli bir sorun olarak bugün de önemini korumaktadır.
Prof.Dr. Gürhan CAN
...